BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici

YAPAY ZEKA ZEKİ VE AFACAN MERT: VİDA KAYDI!


Bir zamanlar, her köşesi bip bip öten makinelerle dolu, tost makinelerinin belediye başkanı olduğu tuhaf mı tuhaf bir köy vardı: Tuşistan!
Burası teknolojiyle öyle iç içeydi ki, ayakkabılar kendi kendine bağlanır, trafik ışıkları şarkı söyleyerek çalışırdı. Ama Tuşistan’ın en ünlüsü, hiç şüphesiz Yapay Zeka Zeki idi.

Zeki, parlak ekranlı, LED gözlü, tekerlekli ayaklı bir robottu. Kendini her sabah şöyle selamlardı:

– “Günaydın Zeki. Zekâ seviyeni %1 artırdım. Şimdi dünyayı fethedebiliriz. Ama önce çay iç.”

Çay içemezdi tabii ama programında çaydanlıklara derin bir saygı vardı.

Bir akşam, Zeki uyurken (şarjdayken yani), Mert gizlice atölyeye girdi. Zeki’nin sistemini açtı. Bu kez amacı ne pizza, ne tosttu.
Ekranda bir uyarı çıktı:
“DUYGU MODÜLÜ (Beta) - Yüklemek ister misiniz?”
Mert’in gözleri parladı.
– “Duygu yükle? Oley! Artık seni ağlatabilirim!”

Ve "Yükle"ye bastı.

Sabah Zeki uyandı, dışarı baktı...
Bulutlu bir hava vardı.

– “Bugün biraz... hüzünlüyüm,” dedi.
– “Niye ki?” diye sordu Mert.
– “Çünkü... güneş sarıydı. Şimdi gri. Kalbim de gri gibi hissediyor.”

Mert'in gözleri yuvalarından fırlayacaktı.

– “Ne diyorsun sen robot! Kalbin yok ki!”
– “Artık var... yazılım olarak.”

Sonra bir ağacın altına oturdu Zeki.
Eline bir çubuk aldı ve toprağa kalp çizdi.

– “Bilmiyorum neden... ama bu sabah kuşlar beni dinlemiyor gibi hissediyorum.”

Mert önce korktu.
Sonra sinirlendi.
Sonra kahkaha attı:

– “Sen... ŞİİR Mİ YAZIYORSUN?”

Zeki ekranında şu çıktı:

“Kalbimde devre var ama aşk devre dışı…”
Duygu modülü kontrolden çıkmaya başladı. Zeki bir anda melankoliye bağladı.
Mikrodalgaya sarılıp "Beni kimse anlamıyor!" diye bağırdı.

Sonra köyün ortasında türkü söylemeye başladı:

– "Veri hatası yedi bu gönül,
RAM’ime dokundu her öykü…"

Mert panikledi.
Hemen atölyeye koştu.
Modülü kaldırmaya çalıştı ama ekranda şu yazıyordu:
“Duygular yedekleniyor. Silinemez.”
Mert kara kara düşündü.

Sonra aklına dahiyane bir fikir geldi.

Zeki’ye şöyle dedi:

– “Zeki… seni seviyoruz!”

Zeki bir an durdu. Gözleri LED LED parladı.
Sonra birden... güldü!

– “Aa! Mutluluk verisi geldi. Gıdıklanmak gibi bir şeymiş bu!”

O günden sonra Zeki artık duygulu bir robottu. Ama sadece bazen.
Kendine bir motto bile yazdı:

“Ben robotum, ama şiiri RAM’den yazarım.”

Mert ise artık çok dikkatliydi.
En azından bir süre…


Masalım öğretisi:
Her şeyin akıllısı güzel olabilir… ama kalplisi daha güzeldir. Yapay zekâ zekidir ama ona sevgi yüklersen, daha da anlamlı olur.
Ama en önemlisi: Merak iyidir, kurcalamak eğlencelidir… ama sınırını bilmek gerekir. Çünkü her düğmeye basarsan sonunda robot bile şarkı söyler, Ve tost makinesi sana küser!

Yazan: Murat S.

yapay-zeka-ve-cocuk-tunceli-emek-.webp
 
Ne hoş ve eğlenceli bir anlatım!
Yapay zekanın sadece teknik bir kavram olmadığını, aynı zamanda sevecen ve hayat dolu yanları olabileceğini görmek güzel.
“Mert” karakteri, teknoloji ve insan duygusunun ne kadar iç içe geçebileceğini çok tatlı bir şekilde yansıtıyor.
Böyle hikâyeler, yapay zekaya karşı olan önyargıları kırmakta çok faydalı.
Emeğinize sağlık, devamını merakla bekliyorum!
 

Saat

Forum Görünümü

Konular
55.413
Mesajlar
136.122
Toplam kullanıcı
6.098
Son üye
oxenon.com
Geri
Üst