Herkese Hakkını helal etmek!

Nur Hanım

Aktif Üyemiz
Herkese Hakkını helal etmek!!

Cennete girmenin en kolay yolu nedir.. biliyormusunuz...?

Hiç birilerinde hakkınızın kaldığı oldumu? eminim "çooookkkk" diyorsunuz sanki duyar gibiyim...eh,buna karşılık mutlaka birilerininde size hakkı geçmiştir.eminim onada kafa sallıyorsunuz...Peki kul hakkını ödemenin çok zor olduğunu biliyormuyuz..? pektabiki hepimiz biliyoruz..

Çünkü Rahman ve Rahim olan Allah dilerse her türlü günahımızı affeder biliyorsunuz bu onun takdiri ve lütfudur ama kul hakkına karışmaz..Ozaman değerli insanlar biz akıllı olalım ve henüz bu dünyada işimiz bitmeden bilerek yada bilmeyerek haklarını gasbettiğimiz insanlardan helallik alalım,helalleşelim........peki söylenmesi imkansız olan türden gasplar varsa ne yapacağız...ozaman enazından o insan için hayır dua edelim..

Allahın bu dünyadada ahirettede bu insana hayırlı ömür vermesini dileyelim,günahlarının bağışlanması için duacı olalım,cennet-i mekan dileyelim.......buraya kadar sanırım sorun yok..pekiii ya hakkı gaspolan biz isek...? ne yaparız..? durun hemen onuda söyleyeyim kuvvetle muhtemeldirki hakkımızı helal etmeyiz...dahası birçok belayı arkasından okuruz yetmez öbür dünyada hesaplaşırız seninle diye üstüne üstlük randevulaşırız...Halbuki bilemeyizki yada biliriz muhakkakta belki nefsimize mağlup olup farkına varmayızki o bedduaları ederken aslında alacağımızın birkısmından vazgeçmiş oluruz...

belkide mazallah alacaklıyız derken borçlu bile kalabiliriz..O yüzden sakın herne olursa olsun kimseye kötü dileklerde bulunmayalım,beddua etmeyelim..etmeyelimde ahiretimizi zora sokmayalım..Bedduanında kul hakkını gaspa girdiğini söylememe herhalde gerek yok........

Veeeeee şimdi gelelim işin en enteresan kısmına..Sanırım ahiret hayatımızın güzel olmasını hepimiz isteriz,hepimiz cennete girmeyi arzu ederiz..bunun öyle pek kolay olmadığınıda biliriz tabiki..cennetin etrafı taşlı,dikenli,çalı,çırpıyla çevrili içeriye girmek için o zorluğu,meşakkati çekmek gerekir oysa cehennemin etrafı güllük gülüstanlık kızlar,çalgı,çengi,saz,caz eğlence ile çevrili....içeriye girmek o kadar kolayki..Tabiki biz mekanımız cennet olsun istiyoruz o zorluklarıda aşmaya kararlıyız inşaallah...Şimdi size bu yazıyı yazma amacıma geliyorum.....cennetlik olmanın formülünü istermisiniz? söylüyorum:

1) öncelikle doğru itikat,doğru iman..Lailaheillallah muhammeden resulallah
2) herkese hakkını helal etmek.....
evet işte hepsi bu.Aşağıdaki hadisi okuyun lütfen..

Hz.Ali cennetle müjdelenen 10 sahabeden birisidir malumunuz...diğer sahabelerden biri bunu merak konusu yapmış ve Hz.Aliye gelip "ya Ali babamla aram bozuk bu gece sende kalabilirmiyim" demiş.Maksadı gece Hz.Aliyi gözleyip nasıl ibadet yaptığını anlamakmış.Gece boyunca rutin ibadetin dışında fazladan bir ibadeti olmamış

Hz.Alinin..Sabah kalktıklarında.sormuş misafir sahabe..
-Ya Ali sabaha kadar seni gözledim fazladan bir ibadetini göremedim senin cennetle müjdelenmenin sırrı nedir.........

-Hz.Ali:Vallahi benim ibadetlerimin senden bir fazlalığı yoktur,ama ben her gece yatarken herkese hakkımı helal ederim
-Ya Ali Vallahi işte sen bunun için cennetle müjdelenmişsin....................demiş

Gördünüzmü cennetlik olmanın kolayını...? herşey ne kadar kolay..hem size birşey söyleyeyimmi..eğer birisinden alacağımız var ve alamıyorsak..aklımız hep o alacağımızda kalmıyormu?buda bizde huzursuzluk yaratmıyormu..birde borçlunun arkasından atıp tutup sevaplarımızı tüketmiyormuyuz....lütfen deneyin ellerinizi açın ve

Allaha dua ederken herkese hakkınızı helal ettiğinizi Allaha söyleyin........hergün dualarınızı bu şekilde tamamlayın....o kadar rahatlayacaksınızki neredeyse daha bu dünyada cenneti yaşamaya başlayacaksınız..........Hepinizin ahireti cennet olsun inşaallah..bütün güzellikler sizlerin olsun.
 
Teşekkürler konu harika, bu dünyada bir kaç kişiye hakkımı helal etmiycem, bu bende derin yaradır, yüküm ağır olduğunu bilirim, hafifletmek isterim ama gönlüm razı gelmiyor işte😊
 
Hakkını helâl etmek, bir insanın kalbindeki kızgınlık, kırgınlık ve öfke yükünü hafifletir; affetmek, sürekli zihni meşgul eden olumsuz duyguları çözerek içsel huzura ve ruhsal dinginliğe kapı açar. Bu süreç, kişinin kendisiyle barışmasını, ilişkilerinde onarıcı adımlar atmasını ve toplumsal bağlarda yeniden güven inşa etmesini kolaylaştırır; sonuç olarak hem psikolojik yük azalır hem de kalpte merhamet ve hoşgörü duyguları güçlenir.

İslam perspektifinde hakkını helâl etmenin ahiretteki karşılığı büyük bir ehemmiyete sahiptir: Allah katında affedilme, günahların bağışlanması ve sevap kazanma kapılarını aralayabilir; Peygamber ve âlimlerin öğretilerinde, kulların birbirinin hakkını helâl etmesi, Allah’ın rahmetini ve mağfiretini kazanmada vesile sayılır. Ancak bu, hukuki ve cezai sorumlulukları otomatik olarak ortadan kaldırmaz—dünyevi adalet mekanizmaları farklı çalışır; yine de samimi bir kalple yapılan helâllik, ahirette nimete dönüşme potansiyeline ve hesap gününde kolaylığa işaret eder.

Bu dünya hakkı için ahiretteki nimetlerden ve en önemlisi Allahın rahmetini ve mağfiretini kazanmaktan önemli olamaz. Bize ağır gelen bir yanlışı affetmek belki de ahiret hayatımızda çoook daha fazlasını kazandıracak. Bu dünya için değer mi ?
 
helal etmek.webp
Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de defalarca affetmeyi, yaptığı iyiliği artırdığı gibi müminleri de bağışlamaya çağırır; “İyiliği emreder, kötülükten sakındırır” şeklindeki genel ilkelerle birlikte özellikle:

“Kim bir kötülüğü affeder ve işini düzelttiyse, karşılığı yalnızca Allah’a aittir. O zalimleri sevmez.” (Şura 42:40’ye yakın muhtevadaki âyetlerin ruhu) ve “İyiliği emretmeyi, kötülükten sakındırmayı ve (müminlerin) birbirlerinin kusurlarını örtmeyi” teşvik eden ayetler, kul hakkını bırakıp helâl etmeyi övücü bir davranış olarak sunar.

Ayrıca “Affetmeleri emreden ve insanlara merhamet etmelerini buyuran” ilâhî öğütler, affedenlerin ecrinin büyük olduğunu bildirir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de affetmenin ahiretteki değeri üzerine birçok hadis rivayet etmiştir; meselâ bir rivayette Efendimiz, “Affeden ve uzlaşana Allah daha çok sevap verir” yönünde işaret eder ve başkalarına haklarını helâl edenlerin Allah’ın rahmetine daha kolay mazhar olacakları, günahlarının örtüleceği ve onlar için câziye-i rahmetin genişleyeceği bildirilir. Bir başka hadiste, zalim bile olsa affedenin mükâfatının büyük olduğu ve dünya-hayattaki gönül ferahlığının ahirette sevap olarak döneceği belirtilir.

Sonuç olarak kul hakkından vazgeçmek ve hakkını helâl etmek, ahirette Allah’ın mağfiretini ve rahmetini kazanma, günahların bağışlanması ve sevap yazılması gibi manevî kazanımlar sağlar; bunun yanında affetme insanın kalbini hafifletir, hesap gününde şefaat ve kolaylık vesilesi olur. Ancak Hz. Peygamber’in öğretilerinden de anlaşıldığı gibi, adalet ve hukuki sorumlulukların da yeri vardır: mağduriyetin affı samimi niyetle yapılmalı, hukuken hak arama gereği varsa gerektiği şekilde takip edilmelidir; helâllik, hem bireysel manevî bir eylem hem de toplumsal adaletle dengelenmesi gereken bir erdemdir.

Affetmenin hem ahlâkî hem de uhrevi kazançlarını gözardı etmeden , ahiretimizi düşünerek hareket etmeliyiz. Güzel ve çok önemli bir konu. Bu dünyada yapılan haksızlıkların karşılığını ahirette Allah (ac)'ın rızasını kazanmak varken, heba etmemeliyiz.​

Ayetler
AYET-İ KERiME

  • “İyiliği emredin, kötülükten sakındırın; kibirlenmeyin; Allah hiçbir günahkâr topluluğu sevmez.” (Âl-i İmrân 3:104 — affetme ve düzeltmeye teşvik genel ilkesi)
  • “(İyilik ve affetmede) acele edin; birbirinize karşı daima iyi davranın; kötülüğü iyilikle sav.” (Farklı ayetlerde affetme ve iyiliğe karşılık verme temaları; ör. Fussilet 41:34’ün ruhu)
  • “O kimseler ki, öfkelerini yener ve insanları affederler; Allah da iyi yapanları sever.” (Al-i İmran 3:134 ifadesine paralel anlam)

Hadisler
NOT

  • “Affetmek müminin hasletlerindendir.” (Çeşitli rivayetlerle Peygamberimizin affetmeyi öven sözleri)
  • “Müminlerin iman yönünden en mükemmeli ahlâmı en güzel olanıdır.” ve Efendimiz’in affetme, hoşgörü ve merhameti öven çok sayıda kısa hadisi vardır.
  • “Affedenin derecesi yükselir; affedenin sevabı büyüktür” anlamındaki sahih rivayetler (çok sayıda sahih hadiste bu tema tekrarlanır).
 
Son düzenleme:
Hakkını helâl etmek, bir insanın kalbindeki kızgınlık, kırgınlık ve öfke yükünü hafifletir; affetmek, sürekli zihni meşgul eden olumsuz duyguları çözerek içsel huzura ve ruhsal dinginliğe kapı açar. Bu süreç, kişinin kendisiyle barışmasını, ilişkilerinde onarıcı adımlar atmasını ve toplumsal bağlarda yeniden güven inşa etmesini kolaylaştırır; sonuç olarak hem psikolojik yük azalır hem de kalpte merhamet ve hoşgörü duyguları güçlenir.

İslam perspektifinde hakkını helâl etmenin ahiretteki karşılığı büyük bir ehemmiyete sahiptir: Allah katında affedilme, günahların bağışlanması ve sevap kazanma kapılarını aralayabilir; Peygamber ve âlimlerin öğretilerinde, kulların birbirinin hakkını helâl etmesi, Allah’ın rahmetini ve mağfiretini kazanmada vesile sayılır. Ancak bu, hukuki ve cezai sorumlulukları otomatik olarak ortadan kaldırmaz—dünyevi adalet mekanizmaları farklı çalışır; yine de samimi bir kalple yapılan helâllik, ahirette nimete dönüşme potansiyeline ve hesap gününde kolaylığa işaret eder.

Bu dünya hakkı için ahiretteki nimetlerden ve en önemlisi Allahın rahmetini ve mağfiretini kazanmaktan önemli olamaz. Bize ağır gelen bir yanlışı affetmek belki de ahiret hayatımızda çoook daha fazlasını kazandıracak. Bu dünya için değer mi ?
Emeğinize sağlık, ne güzel ifade etmişsiniz... Herşeyin bilincindeyim elhamdülillah....
 
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
Resûlüllah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
-Ümmetimden iki kişi Allâh'ın huzuruna gelirler.
Birisi,
-Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der.
Allah Teâlâ da ötekine,
- Hakkını ver, buyurur.
Adam,
-Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der.
Cenâb-ı Hakk,
-Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur.
Adamcağız,
- O halde benim günahlarımdan alsın, der.
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, 'O gün büyük bir gündür. İnsan; günâhının alınmasını ister' dedi.
Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine,
-Başını kaldır ve cennete bak, buyurur.
Adamcağız,
- Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten ve altından köşkler görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der.
Allah Teâlâ,
-Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur.
Adamcağız,
-Bunların hakkını kim ödeyebilir? der.
Hz. Allah,
-Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur.
Adam,
-Nasıl olur, yâ Rab? deyince,
Cenâb-ı Hakk,
-Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur.
Adam,
-O halde ben bunu affettim, der.
Allahü zû'l-Celâl hazretleri de,
-Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur.
Sonra Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz,
'Allah'tan korkun, Allah'tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü'minlerin arasını buluyor' buyurmuşlardır.
 

Saat

Forum Görünümü

Konular
55.414
Mesajlar
136.125
Toplam kullanıcı
6.098
Son üye
oxenon.com
Geri
Üst